Son günlerde yine aynı filmi izliyoruz.
Sahte hesaplar, boş profiller, klavye başından savrulan hakaretler ve her fırsatta "istifa" diye bağıranlar...
İnsan gerçekten merak ediyor: Bu kadar cesaretiniz varsa neden gerçek kimliğinizle konuşmuyorsunuz?
Çünkü klavye başında kahramanlık yapmak kolaydır. Sahte bir hesabın arkasına saklanıp insanlara hakaret etmek, tehditler savurmak, algı oluşturmak kolaydır. Zor olan ise Erzurumspor'un yükünü omuzlamaktır.
Yıllardır bu kulüp için mücadele eden, yükleri sırtlanan, iyi günde de kötü günde de takımın yanında duran Başkan Ahmet Dal'a bugün akıl vermeye çalışanlara tek bir sorum var:
Madem bu iş bu kadar kolay, buyurun siz yapın!
Başkan açıkça söyledi:
"Kulübü almak isteyen varsa biz vermeye hazırız."
Peki ne oldu?
Ortaya çıkan olmadı.
"Ben talibim" diyen olmadı.
Çünkü iş sosyal medyada ahkâm kesmeye benzemez. Erzurumspor'u yönetmek; borcuyla, personeliyle, altyapısıyla, futbolcusuyla, şehrin beklentisiyle ağır bir sorumluluğun altına girmektir.
Konuşmak bedava.
Sorumluluk almak ise bedel ister.
Elbette Başkan Ahmet Dal eleştirilebilir.
Transfer geç yapılmıştır, dersiniz.
Oyundan memnun değilsinizdir, söylersiniz.
Yönetimin aldığı bir kararı yanlış bulursunuz, açıkça ifade edersiniz.
Bunların hepsi normaldir.
Ama daha sezonun başında sahte hesapların arkasına saklanıp küfür etmek, hakaret etmek ve "istifa" diye bağırmak eleştiri değildir.
Bunun adı fitne üretmektir.
Bunun adı vefasızlıktır.
Ve en önemlisi, Erzurumspor'a hiçbir katkısı olmayan insanların, yıllardır bu kulübün yükünü çekenlere tepeden bakmasıdır.
Bir de kendisini "gazeteci" olarak tanımlayıp sahte hesaplar üzerinden algı oluşturmaya çalışanlar var.
Gazetecilik, insanları hedef göstermek değildir.
Gazetecilik, sahte hesapların arkasına saklanmak hiç değildir.
Gazetecilik; belgeyle, bilgiyle, cesaretle ve en önemlisi sorumlulukla yapılır.
Bir kulübün geleceğini sosyal medya dedikodularına, kişisel hesaplaşmalara ve birkaç tık uğruna üretilen suni gündemlere teslim etmeye kimsenin hakkı yoktur.
Erzurumspor kimsenin kişisel egosunu tatmin edeceği bir oyuncak değildir.
Bu kulüp bir şehrin ortak değeridir.
Şunu da unutmayalım:
Erzurumspor sadece futbolculardan ibaret değil.
Bu kulübün ekmeğini yiyen personeli var.
Altyapı hocaları var.
Hayallerinin peşinden koşan yüzlerce genç var.
Onların geleceği var.
Kulübün kapısına kilit vurulduğunda "oh olsun" diyecek kadar gözünü hırs bürüyenler, önce dönüp aynaya baksın.
Çünkü Erzurumspor'un kötü gününden kendisine mutluluk çıkarmaya çalışan hiç kimse bu camianın gerçek sahibi değildir.
Benim tarafım belli.
Ben emek verenin yanındayım.
Ben taşın altına elini koyanın yanındayım.
Ben iyi günde alkışlayıp kötü günde ortadan kaybolmayan gerçek taraftarın yanındayım.
Ve şunu da açıkça söylemekten çekinmiyorum:
Erzurumspor sahipsiz değildir.
Başkan Ahmet Dal'ın yaptığı her işin doğru olduğunu söylemek zorunda değiliz. Ama yıllardır verdiği emeği yok saymak da ne vicdana ne de Dadaşlık kültürüne sığar.
Eleştiri baş üstüne.
Hakaret asla.
Projeniz varsa gelin anlatın.
Daha iyisini yapacağınıza inanıyorsanız çıkın ortaya.
Kulübü almak istiyorsanız buyurun, kapı açık.
Ama sahte hesapların arkasına saklanıp kahramanlık taslamayın.
Çünkü delikanlılık klavyede değil, sorumluluk alınca belli olur.
Biz dün neredeysek bugün de oradayız.
Erzurumspor'un yanında, emeğin yanında, alın terinin yanında...
Çünkü bazı değerler sosyal medyada öğrenilmez.
Vefa, Dadaş'ın geninde vardır.
