BASIN ÖZGÜRLÜĞÜ, AYRIMCILIK VE KAMUOYUNUN BİLGİ ALMA HAKKI TARTIŞILMAMALIDIR

Gazeteciler Basın Birliği Genel Başkanı Kerem Altın’dan Erzurum Valiliği’nin Basın Grubu Uygulamasına İlişkin Açıklama

Gazeteciler Basın Birliği Genel Başkanı Kerem Altın, Erzurum Valiliği tarafından oluşturulan basın iletişim grubunda yaşanan değişikliklere ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Altın, uzun yıllardır valiliğin basın iletişim grubunda yer alan bazı gazetecilerin yeni oluşturulan gruba dahil edilmemesi ve gruba yalnızca turkuaz basın kartı sahibi gazetecilerin alınmasının, basın özgürlüğü ve kamuoyunun doğru bilgiye ulaşma hakkı açısından açıklığa kavuşturulması gereken bir konu olduğunu belirtti.

“Hangi Kanun Maddesine Dayanıyor?”

Kerem Altın, söz konusu uygulamanın herhangi bir yanlış anlaşılmaya meydan vermeyecek şekilde hukuki dayanağının kamuoyuna açıklanması gerektiğini ifade ederek şu değerlendirmede bulundu:

“Erzurum Valiliği bünyesinde 2015 yılından bu yana kullanılan basın iletişim grubunda görev yapan gazetecilerin yeni oluşturulan gruptan çıkarılması ve yalnızca turkuaz basın kartı bulunan gazetecilerin gruba dahil edilmesi konusunda kamuoyunun bilmesi gereken önemli bir husus bulunmaktadır.

Eğer basın kartı olmayan gazetecilerin valiliğin basın iletişim grubuna alınmaması yönünde bir uygulama varsa bunun hangi kanun, yönetmelik veya mevzuat hükmüne dayandığının açıkça ortaya konulması gerekir.

Buradaki temel sorumuz şudur: Turkuaz basın kartı bulunmayan bir gazetecinin valilik basın grubunda bulunmasını yasaklayan hangi kanun maddesi vardır?

“Basın Kartı Gazetecilik Yapmanın Ruhsatı Değildir”

Altın, basın kartı ile gazetecilik faaliyetinin birbirinden farklı kavramlar olduğuna dikkat çekerek, “Basın kartı sahibi olmak gazetecilik faaliyetinin tek ölçütü olarak değerlendirilmemelidir” dedi.

Basın Kanunu'nun 3. maddesinde basın özgürlüğünün; bilgi edinme, yayma, eleştirme, yorumlama ve eser yaratma haklarını içerdiğini hatırlatan Altın, gazetecilerin haber alma ve haber verme faaliyetlerinin hukuki güvenceler altında bulunduğunu ifade etti.

Anayasa'nın 26. ve 28. Maddeleri Hatırlatıldı

Anayasa'nın 26. maddesinin düşünceyi açıklama ve yayma özgürlüğünü güvence altına aldığını belirten Altın, söz konusu özgürlüğün resmi makamların müdahalesi olmaksızın haber veya fikir alma ve verme serbestliğini de kapsadığına dikkat çekti.

Anayasa'nın 28. maddesinde ise “Basın hürdür, sansür edilemez” hükmünün yer aldığını hatırlatan Altın, kamu makamlarının basın faaliyetleri konusunda uygulamalarını bu anayasal çerçevede değerlendirmesi gerektiğini söyledi.

Anayasa Mahkemesi de basın özgürlüğünün demokratik toplumun temel unsurlarından biri olduğunu ve halkın bilgi ve fikirleri alma hakkının bulunduğunu çeşitli kararlarında vurguluyor.

“WhatsApp Grubundan Çıkarmak Tek Başına Haber Yapmayı Engellemek Değildir; Ancak…”

Altın, hukuki değerlendirmede önemli bir ayrım yapılması gerektiğini belirterek şöyle konuştu:

“Bir WhatsApp grubunun yönetimi ile gazetecilik faaliyetinin engellenmesi aynı şey değildir. Bir kamu kurumunun kendi iletişim grubunu belirli kriterlerle oluşturması mümkündür. Ancak bu uygulamanın sonucu, basın kartı bulunmayan gazetecilerin valiliğin etkinliklerinden, basın açıklamalarından, toplantılarından veya kamuoyuna açık bilgi kaynaklarından sistematik biçimde dışlanmasına dönüşüyorsa, artık konunun basın özgürlüğü açısından ayrıca değerlendirilmesi gerekir.

Bu nedenle bizim itirazımız yalnızca bir WhatsApp grubunda bulunup bulunmamak değildir. Asıl mesele, kamu kurumlarıyla basın arasındaki iletişim kanallarının hangi objektif ve hukuki kriterlere göre belirlendiğidir.”

“Kamu Kurumları Bütün Basına Eşit Mesafede Olmalıdır”

Gazeteciler Basın Birliği Genel Başkanı Kerem Altın, kamu kurumlarının basın kuruluşları ve gazeteciler arasında ayrım yaparken objektif, ölçülebilir ve hukuki kriterler kullanması gerektiğini söyledi.

Altın, “Bir gazetecinin haber yapma hakkının yalnızca basın kartının rengine veya bulunup bulunmamasına bağlanması doğru bir yaklaşım mıdır? Eğer böyle bir kriter uygulanacaksa bunun açık hukuki dayanağı nedir? Kamuoyunun bunu bilmeye hakkı vardır” ifadelerini kullandı.

“Anayasa'nın 13. Maddesi de Dikkate Alınmalıdır”

Altın, temel hak ve özgürlüklere yönelik sınırlamaların Anayasa'nın 13. maddesindeki ölçütlere uygun olması gerektiğini belirterek, basın ve ifade özgürlüğüne yönelik sınırlamalarda kanunilik, meşru amaç, demokratik toplum düzeninin gerekleri ve ölçülülük ilkelerinin dikkate alınması gerektiğini ifade etti.

Anayasa Mahkemesi de basın özgürlüğüne yönelik müdahalelerde bu kriterlerin değerlendirilmesi gerektiğini açıkça ortaya koyuyor.

“Biz Ayrıcalık Değil, Eşit ve Şeffaf Uygulama İstiyoruz”

Kerem Altın açıklamasının sonunda, amaçlarının herhangi bir kişi veya kurumu hedef almak olmadığını belirterek şu ifadeleri kullandı:

“Biz herhangi bir gazeteciye ayrıcalık tanınmasını istemiyoruz. Tam tersine, bütün gazetecilere ve basın kuruluşlarına aynı objektif kriterlerin uygulanmasını istiyoruz.

Eğer Erzurum Valiliği basın iletişim grubunda yalnızca turkuaz basın kartı sahibi gazetecilerin bulunmasına karar vermişse, bu kararın hukuki dayanağının kamuoyuna açıklanmasını bekliyoruz.

2015 yılından bu yana aynı iletişim grubunda bulunan gazetecilerin hangi kriterlerle çıkarıldığı, yeni grubun hangi mevzuata dayanılarak oluşturulduğu ve turkuaz basın kartının neden tek kriter olarak kabul edildiği açıkça ortaya konulmalıdır.

Burada tartışılması gereken bir WhatsApp grubu değil, basın özgürlüğü, gazetecilerin haber alma hakkı ve kamuoyunun doğru bilgiye ulaşma hakkıdır.

Biz Gazeteciler Basın Birliği olarak konunun kişiselleştirilmeden, hukuki zeminde ve şeffaf biçimde açıklığa kavuşturulmasını istiyoruz. Kamu kurumları ile basın arasındaki iletişimde ayrım değil, eşitlik; kapalılık değil, şeffaflık; kişisel değerlendirmeler değil, hukuki ve objektif kriterler esas alınmalıdır.”

Hukuki Çerçeve

Açıklamada atıf yapılan temel hükümler; Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 13, 26 ve 28. maddeleri ile 5187 sayılı Basın Kanunu'nun basın özgürlüğünü düzenleyen hükümleridir.

Bu çerçevede, somut uygulamanın hukuka uygun olup olmadığının kesin biçimde ortaya konulabilmesi için Erzurum Valiliği tarafından yeni basın grubunun oluşturulmasına ilişkin kriterlerin ve varsa hukuki dayanağın açıklanması önem taşımaktadır.

Anayasa Mahkemesi de basın özgürlüğünün yalnızca gazetecilerin değil, toplumun bilgi alma hakkıyla birlikte değerlendirilmesi gerektiğini vurgulamaktadır.