Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, hakkında yürütülen soruşturma kapsamında Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına ifade verdi. Davutoğlu, soruşturmanın siyasi saiklerle başlatıldığını savunarak, Eylül 2021’de Bingöl’de yaptığı konuşmanın arkasında olduğunu söyledi. Davutoğlu, ifadesinde “Hakaret etmedim; hesap sordum. Aşağılamadım; eleştirdim. Suç işlemedim; anayasal hakkımı ve siyasi sorumluluğumu kullandım” ifadelerini kullandı.
Davutoğlu, savcılıkta bulunma gerekçesinin yalnızca kendisini savunmak olmadığını belirterek, hukuk devletine olan inancını vurguladı. Yargının bağımsızlığı, adalet, kamu malı, demokrasi ve ifade özgürlüğünün savunulması gerektiğini ifade eden Davutoğlu, soruşturmanın kamuoyunda itibarsızlaştırma amacı taşıdığı kanaatinin bulunduğunu dile getirdi.
“Soruşturmayı medyadan öğrendim”
Soruşturmanın açıldığını medyadan öğrendiğini belirten Davutoğlu, ifade tarihinin de basına sızdırılmasını eleştirdi. Müdafiinin savcılıkla temas kurarak, oğlunun 12 Eylül’deki düğünü nedeniyle 14 Eylül’de Ankara’ya gelerek ifade vereceklerini bildirdiğini ve bu konuda mutabakat sağlandığını aktaran Davutoğlu, buna rağmen 7 Eylül için sözlü talimat verildiğini savundu.
Davutoğlu, soruşturmanın yıllar önce gerçekleştirilmiş aleni bir konuşmaya dayandığını belirterek, kaçma veya delilleri karartma şüphesinin bulunmadığını ifade etti.
“Sözlerimin arkasındayım”
Soruşturmanın temelini oluşturan konuşmanın Eylül 2021’de Bingöl’de yaptığını belirten Davutoğlu, konuşmasındaki ifadelerin arkasında olduğunu söyledi.
Kamu kaynaklarının kullanımı, nepotizm, liyakatsizlik ve belirli zümrelere tanınan imtiyazlar konusunda yaptığı eleştirilerin siyasi ve ahlaki bir sorumluluğun gereği olduğunu belirten Davutoğlu, aradan geçen süreçte yaşanan gelişmelerin o dönemki tespitlerini daha da güncel hale getirdiğini savundu.
Davutoğlu, siyasi hayatı boyunca akraba kayırmacılığına, liyakatsizliğe, kamu kaynaklarının kötüye kullanılmasına ve yolsuzluğa karşı mücadele ettiğini ifade etti.
“Siyasetçilere yönelik eleştirinin sınırları daha geniş”
İfadesinde Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, Anayasa Mahkemesi ve Yargıtay kararlarına da atıfta bulunan Davutoğlu, siyasetçilere ve kamu gücü kullanan kişilere yönelik kabul edilebilir eleştirinin sınırlarının sıradan bireylere kıyasla daha geniş olduğunu belirtti.
Davutoğlu, aktif siyasetin içinde bulunan kişilerin sert, sarsıcı ve rahatsız edici siyasi eleştirilere daha fazla hoşgörü göstermesi gerektiğini savundu.
TCK’nın 299. maddesine ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Davutoğlu, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın aynı zamanda bir siyasi partinin genel başkanı olduğunu belirterek, aktif siyasetin tarafı olan kişilerin siyasi eleştirilere karşı mutlak ve ayrıcalıklı bir ceza hukuku korumasından yararlanmasının demokratik toplum düzeniyle bağdaşmayacağını ileri sürdü.
AİHM ve AYM kararlarını örnek gösterdi
Anayasa’nın 90. maddesine ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin ifade özgürlüğünü düzenleyen 10. maddesine dikkat çeken Davutoğlu, AİHM’in Vedat Şorli/Türkiye ile Artun ve Güvener/Türkiye kararlarına atıfta bulundu.
Davutoğlu ayrıca Anayasa Mahkemesinin Bekir Coşkun, Alişan Şahin ve Ergün Poyraz kararları ile Yargıtayın çeşitli kararlarının, kamu otoritesi kullanan kişilerin daha geniş eleştiri sınırlarına katlanması gerektiğini ortaya koyduğunu savundu.
“Yalnızca kendimi savunmuyorum”
Davutoğlu, soruşturmanın yalnızca kendi şahsıyla ilgili olmadığını belirterek, ifade özgürlüğünün önemine dikkat çekti.
“Ben bugün burada yalnızca kendimi savunmuyorum” diyen Davutoğlu, siyasetçilerin, gazetecilerin, akademisyenlerin, öğrencilerin ve vatandaşların korkmadan konuşabildiği; iktidarın hesap verdiği ve yargının talimat değil hukuk dinlediği bir Türkiye idealini savunduğunu ifade etti.
Davutoğlu, ifadesinin sonunda sözlerinin arkasında olduğunu yineleyerek, “Hakaret etmedim; hesap sordum. Aşağılamadım; eleştirdim. Suç işlemedim; anayasal hakkımı ve siyasi sorumluluğumu kullandım” dedi.
“Kovuşturmaya yer olmadığına karar verilsin”
Davutoğlu, savcılık ifadesinin sonunda hakkında yürütülen soruşturmada Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 172. maddesi uyarınca kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmesini talep etti.
Bu talebinin kendisi için bir ayrıcalık olmadığını belirten Davutoğlu, bunun Anayasa, evrensel hukuk ilkeleri ve ceza muhakemesi kurallarının gereği olduğunu savundu.
Davutoğlu, ifadesini adaletin gücün gölgesinde değil hukukun ışığında tecelli etmesi gerektiğini vurgulayarak tamamladı.


