Haber : Dilan ÇOŞKUN

Erzurum’un tarihi yapılarından Yavilioğlu Konağı’nda, kentin kültürel mirası kahveyle buluşuyor. Hasan Tahsin Yavilioğlu ve Cahide Yavilioğlu kardeşler, Erzurum’a özgü aromalarla hazırladıkları kahveleri kendi markalarıyla sunarken, her kahveye şehrin tarihinden, kültüründen ve kelime hazinesinden izler taşıyan bir hikâye kazandırıyor.

Erzurum’un tarihî yapılarından Yavilioğlu Konağı, geçmişin izlerini taşıyan mimarisinin yanı sıra kente özgü kahveleriyle de dikkat çekiyor. Erzurum’un tarihinden, kültüründen ve yerel kelime hazinesinden ilham alınarak hazırlanan kahveler, farklı isimleri ve kendilerine özgü tarifleriyle ziyaretçilere sunuluyor. İşletmede kahve çeşitlerinin her biri, Erzurum’a ait bir değeri veya hikâyeyi temsil ediyor. Hasan Tahsin Yavilioğlu ve Cahide Yavilioğlu kardeşler, farklı şehirlerin kendilerine özgü kahve kültürlerinden hareketle Erzurum’un değerlerini fincanlara taşımak için yola çıktı.

1800’lü yıllara uzanan geçmiş

Yaklaşık 1800’lü yıllara dayandığı tahmin edilen Yavilioğlu Konağı, ailenin geçmişinde de önemli bir yere sahip. Hasan Tahsin Yavilioğlu, dedesinin 1960’lı yıllarda köyden şehre gelerek konağı satın aldığını belirtti. Geçmişte yan taraftaki konakla birlikte olan yapının daha sonra ayrıldığını anlatan Yavilioğlu, konağın bir dönem aile evi olarak kullanıldığını söyledi.

Konağın alt ve üst katlarının ilerleyen yıllarda ayrı amaçlarla kullanılmaya başlandığını ifade eden Yavilioğlu, dedesi ve babasının üst katta yaşadığını, babasının ise 1990’lı yıllarda alt katı kırtasiye olarak işlettiğini belirtti. Üst katın ev olarak kullanılmaya devam ettiğini aktaran Yavilioğlu, “Biz burada büyüdük” dedi.

Tarihi konak yeniden hayat buldu

Konağın bulunduğu bölgede 2018 yılından sonra Üç Kümbetler Cazibe Projesi kapsamında çevredeki binaların yıkıldığını ve tarihi yapının ortada kaldığını belirten Yavilioğlu, bu dönemde Kültür ve Turizm Bakanlığının desteğiyle konağın restore edildiğini ifade etti. Restorasyonun ardından ailenin kendi imkânlarıyla konağın iç kısmında da tamirat yaptırdığını anlatan Yavilioğlu, tarihi yapıyı yeniden işlevlendirdiklerini söyledi.

İşletmenin ilk dönemlerinde yöresel mutfak olarak hizmet verdiklerini aktaran Yavilioğlu, son iki yıldır ise kahve ve tatlı ağırlıklı bir konsepte geçtiklerini belirtti. Bu değişimin arkasında Erzurum’a özgü bir kahve kültürü oluşturma düşüncesinin bulunduğunu ifade eden Yavilioğlu, farklı şehirlerin kahvelerinin ön plana çıktığını, kendilerinin de “Erzurum için ne yapabiliriz?” sorusuyla üreticileriyle birlikte çalışmaya başladıklarını kaydetti.

Bu çalışmalar sonucunda Erzurum’un aromalarından ve kültürel değerlerinden ilham alan kahveler ortaya çıktı. Kendi tariflerini geliştiren ve bazı kahveleri kendi yorumlarıyla yeniden hazırlayan işletme, ürünlerini kendi markasıyla sunmaya başladı. Yavilioğlu, hazırladıkları kahvelerin müşterilerden olumlu tepkiler aldığını belirtti.

Emir Saltuk Kahvesi’nde Erzurum ve Türk kültürü bir arada

Farklı şehirlerin kendilerine özgü kahvelerinin ön plana çıktığını belirten Yavilioğlu, Erzurum için de benzer bir değer oluşturmak istediklerini ifade etti. Üreticileriyle birlikte Erzurum’a yönelik neler yapabileceklerini düşünmeye başladıklarını aktaran Yavilioğlu, bu çalışmalar sonucunda Emir Saltuk Kahvesi başta olmak üzere farklı tariflerin ortaya çıktığını söyledi.

Emir Saltuk Kahvesi’nin içeriğinde yüzde 45 oranında Türk kahvesi bulunuyor. Türk kahvesi, Türk kimliğine yapılan vurguyu temsil ediyor. Kahvede kullanılan keçiboynuzu ise gücü ve bereketi simgeliyor. Bu anlamıyla Türk’ün gücünü temsil eden bir bileşen olarak değerlendiriliyor.

Kahvenin bir diğer bileşeni olan kakule, Orta Asya’dan, Türkistan’dan Anadolu’ya uzanan kültürel yolculuğa dikkat çekiyor. Mahlep ise Osmanlı döneminde yemeklere zarafet katan bir baharat olarak kahvenin zarafetini temsil ediyor. Çok az miktarda kullanılan tarçın da Türk insanının sıcaklığını simgeliyor.

Bu malzemelerin belirli oranlarda bir araya getirilmesiyle Emir Saltuk Kahvesi ortaya çıkıyor. Kahvenin hazırlanmasında ölçülerin büyük önem taşıdığını belirten Yavilioğlu, malzemelerin gramajlarının gelişigüzel belirlenmediğini, her bileşenin belirli oranlarda kullanıldığını ifade etti.

En iyi lezzet için çok sayıda deneme yapılıyor

Kahvelerin bugünkü tariflerine ulaşmasının kolay olmadığını anlatan Yavilioğlu, ürünlerin hazırlanma sürecinde çok sayıda deneme yapıldığını söyledi. Mahlep miktarının artırılması, keçiboynuzunun azaltılması veya Türk kahvesi oranının değiştirilmesi gibi farklı denemelerle en uygun lezzetin arandığını belirten Yavilioğlu, kahvelerin hem suyla hem de sütle hazırlanarak test edildiğini ifade etti.

Denemeler sonucunda en iyi tadın elde edildiği tarifin belirlendiğini aktaran Yavilioğlu, kahvenin lezzetinde kullanılan malzemelerin kalitesinin de önemli bir faktör olduğunu vurguladı. Kahvelerin kumda pişirilmesinin de kendine özgü bir lezzet kattığını belirten Yavilioğlu, pişirme tekniklerinden çekirdek kalitesine, malzeme seçiminden gramajlara kadar pek çok unsurun sonucu etkilediğini dile getirdi.

Kahvelerin hazırlanmasında belirlenen ölçülere bağlı kaldıklarını ifade eden Yavilioğlu, malzemelerin gelişigüzel eklenmediğini, her kahvenin kendine özgü tarif ve hazırlama süreci bulunduğunu kaydetti.

Her kahvenin adı Erzurum’dan geliyor

Yavilioğlu Konağı’nda sunulan kahvelerin isimleri de Erzurum’un tarihinden, kültüründen ve yerel kelime hazinesinden izler taşıyor. Emir Saltuk Kahvesi’nin yanı sıra Gelin Abla, Cimcime Hatun, 9 Kapı, Süvari, Hanımpaşa ve Enver Bey kahveleri de işletmenin kahve çeşitleri arasında yer alıyor.

Gelin Abla Kahvesi, geçmişteki aile yaşamından ve Erzurum’un yerel söyleyişlerinden ilham alıyor. Eskiden gelinlerin ev halkıyla birlikte yaşadığı dönemlerde, evin gelinine “Gelin Abla” diye hitap edildiğini belirten Yavilioğlu, bu ismin Erzurum’un kelime hazinesiyle bağlantılı olduğunu ifade etti.

Cimcime Hatun Kahvesi ise Erzurum’da türbesi bulunan Cimcime Hatun’dan adını alıyor. Böylece şehrin tarihî ve kültürel değerleri kahve isimlerinde de yaşatılıyor.

Erzurum’un kapıları 9 Kapı Kahvesi’nde hayat buluyor

İşletmenin dikkat çeken kahvelerinden biri de Erzurum’un kapılarını temsil eden 9 Kapı Kahvesi. Yavilioğlu, Erzurum’un kapıları konusunda bilinenlerle gerçekte bulunan kapılar arasında bir karışıklık olduğuna dikkat çekti.

Erzurum’da kaç kapı bulunduğu sorulduğunda insanların genellikle farklı sayılar söylediğini belirten Yavilioğlu, şehirde yedi kapı bulunduğunun ifade edildiğini, ancak kapılar sayılırken farklı değerlendirmelerin de ortaya çıktığını anlattı. Cebir kapılar olarak adlandırdıkları zor kapıların da hesaba katılmasıyla dokuz kapıya ulaşıldığını belirten Yavilioğlu, 9 Kapı Kahvesi’nin bu anlayışa ithafen isimlendirildiğini söyledi.

Bu kahveyle Erzurum’un tarihî kapılarına ve kentin kültürel hafızasına dikkat çekilirken, kahve isimleri aracılığıyla şehre ilişkin farklı ayrıntıların da gündeme taşınması amaçlanıyor.

Süvari Kahvesi, Hanımpaşa ve Enver Bey

Erzurum’da bilinen kahve çeşitlerinden biri olan Süvari Kahvesi de konağın menüsünde yer alıyor. Sert bir kahve olarak bilinen Süvari Kahvesi’nin geleneksel olarak çay bardaklarında ikram edildiğini belirten Yavilioğlu, kendilerinin de bu sunum biçiminden hareketle çay bardağı tarzında şık bardaklar tasarlayarak kahveyi bu şekilde ikram etmeye başladıklarını söyledi.

Hanımpaşa Kahvesi ve Enver Bey Kahvesi ise aile geçmişiyle bağlantılı isimler taşıyor. Yavilioğlu, bu iki kahvenin isimlerini dedesi ve ninesinden aldığını, aile büyüklerinden ilhamla oluşturduklarını ifade etti.

Kahvelerin sunumunda da her çeşide özgü bir yaklaşım benimsediklerini belirten Yavilioğlu, her kahvenin kendine ait fincanı bulunduğunu söyledi. Özellikle Emir Saltuk Kahvesi’nin motifli ve diğerlerinden farklı bir fincanda servis edildiğini aktardı.

Kahveler paket halinde de satışa sunuluyor

Yavilioğlu Konağı’nda hazırlanan kahveler yalnızca işletmede içilebilen ürünler olarak kalmıyor. Kahveler, paketler halinde de satışa sunuluyor. Böylece ziyaretçiler kahveleri hediyelik olarak satın alabiliyor veya kendi tüketimleri için temin edebiliyor.

Erzurum’un tarihini, kültürünü ve yerel değerlerini kahve isimlerine ve tariflerine taşıyan işletme, bu ürünlerle şehre özgü bir kahve anlayışı oluşturmayı hedefliyor. Kumda pişirilen kahveler, kendilerine özgü tarifleri ve farklı fincanlarıyla konağın hizmet anlayışının önemli bir bölümünü oluşturuyor.

“Turist Erzurum’da serbest zaman geçiremiyor”

Erzurum’a özgü kahvelerle şehrin kültürel değerlerini yaşatmaya çalışırken turizm konusunda yaşanan sorunlara da dikkat çeken Yavilioğlu, kentte turistlerin yeterince serbest zaman geçiremediğini ve bu durumun esnafın kazancını olumsuz etkilediğini dile getirdi.

Erzurum’da turistlerin yönetilmesi ve şehri keşfetmelerine imkân tanınması gerektiğini belirten Yavilioğlu, tur programlarının çoğunlukla belirli bir zaman dilimine sıkıştırıldığını söyledi. Tur otobüslerinin şehre geldiğini, rehber eşliğinde yapılan anlatımın ve fotoğraf çekimlerinin ardından ziyaretçilerin kısa sürede başka bir noktaya hareket ettiğini ifade eden Yavilioğlu, bu sistemde turistlerin Erzurum’u yeterince tanıma fırsatı bulamadığını kaydetti.

Turistlerin Kars’a gittiklerinde konaklama, yeme içme ve alışveriş gibi ihtiyaçlarını orada karşıladıklarını belirten Yavilioğlu, Erzurum’da da benzer bir ekonomik hareketliliğin oluşabileceğini ifade etti. Turistlerin şehirde serbest zamanlarının bulunması hâlinde kahve içebileceğini, çayını içip esnafı gezebileceğini, yöresel ürünleri tadabileceğini ve beğendikleri alabileceklerini söyledi.

Bu durumun yalnızca tek bir işletmeye değil, bütün esnafa katkı sağlayacağını vurgulayan Yavilioğlu, Erzurum’un peyniri ve tereyağı gibi yöresel ürünlerinin başka şehirlere gönderildiğini, ancak turistlerin kentte yeterince vakit geçirememesi nedeniyle yerel ekonominin bu hareketlilikten yeterince yararlanamadığını söyledi.

Özellikle kış aylarında turist sayısının azalmasının da işletmeleri etkilediğini belirten Yavilioğlu, turizm faaliyetlerinin daha verimli hâle getirilmesi gerektiğini ifade etti. Tur firmalarının düzenlediği programlarda turistlerin Erzurum’u keşfetmesine imkân sağlayacak düzenlemeler yapılması gerektiğini belirten Yavilioğlu, bu konuda valilik başta olmak üzere yetkililerin adım atması gerektiğini dile getirdi.

Yavilioğlu, turistlerin Erzurum’da daha fazla serbest zamana sahip olması durumunda kentin tarihî ve kültürel değerlerini daha yakından tanıyabileceğini, yerel işletmelerden alışveriş yapabileceğini ve böylece şehir ekonomisine daha fazla katkı sağlayabileceğini sözlerine ekledi.