CEZAEVİNDE İNSANLIK SINAVI: BİR PİREDEN DAHA KÜÇÜK MÜ İNSAN HAYATI?
Cezaevleri devletin denetimindeki yerlerdir. Orada bulunan insanlar özgürlüklerinden mahrum olabilirler; ancak insan olmaktan, sağlık hakkından ve insanca yaşama hakkından mahrum bırakılamazlar.
Son günlerde Ankara Şaşmaz’daki Ankara Açık Ceza İnfaz Kurumu ile Çorum’daki bazı cezaevleri hakkında hükümlü yakınlarından ciddi iddialar gündeme geliyor. İddiaların merkezinde ise pire ve benzeri haşereler, vücutta oluştuğu belirtilen yaralar ve hijyen koşulları bulunuyor.
Öncelikle açıkça belirtelim: Bu iddiaların tamamının bağımsız bir denetim veya resmî inceleme sonucuyla doğrulandığını söylemek bugün için mümkün değil. Ancak birden fazla kişinin aynı konuda şikâyette bulunduğu iddiası dahi yetkililerin konuyu araştırması için yeterli bir sebeptir.
Çünkü mesele yalnızca bir böcek meselesi değildir.
Mesele insan sağlığıdır.
Mesele devletin sorumluluğudur.
Mesele cezaevinde bulunan bir insanın “mahkûm” olduğu için temel yaşam koşullarından vazgeçilip vazgeçilemeyeceğidir.
Ankara Açık Ceza İnfaz Kurumu’nun resmî kayıtlardaki adresi Şaşmaz’dadır ve kurumun kendi internet sitesinde de 2026 yılına ait faaliyet ve duyurular yayımlanmaktadır.
Şimdi soruyorum:
Eğer gerçekten koğuşlarda pire veya başka haşereler varsa, mücadele neden gecikiyor?
Eğer insanların vücudunda yaralar oluşuyorsa, sağlık kontrolleri yapılıyor mu?
Koğuşlar, yataklar, battaniyeler ve ortak yaşam alanları düzenli şekilde ilaçlanıyor mu?
Çorum’daki benzer iddialar için herhangi bir sağlık ve hijyen denetimi gerçekleştirildi mi?
Bunlar siyasi slogan değil; doğrudan insan hayatıyla ilgili sorulardır.
Cezaevinde bulunan kişinin ailesi dışarıda beklerken zaten büyük bir endişe yaşamaktadır. Bir anne çocuğunun, bir eş eşinin, bir kardeş kardeşinin sağlığından endişe ediyorsa devletin görevi bu endişeyi büyütmek değil, şeffaf bir şekilde gidermektir.
Devlet güçlüdür.
Güçlü devlet, kendisine bağlı kurumlarda ortaya atılan iddialardan kaçmaz.
Güçlü devlet, “Bunlar mahkûm, ne olacak?” demez.
Tam tersine, “Bizim sorumluluğumuz altında bulunan herkesin sağlığı bizim sorumluluğumuzdur” der.
Bugün bir cezaevindeki pireyi küçümseyebilirsiniz.
Ama yarın bunun arkasından daha ciddi bir sağlık sorunu çıkarsa ne olacak?
Hijyen ihmali küçük görünür; sonuçları büyük olabilir.
Bu nedenle Adalet Bakanlığı ve Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü başta olmak üzere ilgili kurumların Ankara Şaşmaz ve hakkında benzer iddialar bulunan cezaevlerinde açık, bağımsız ve düzenli bir sağlık-hijyen denetimi yapması gerektiğini düşünüyorum.
Varsa sorun açıklansın.
Yoksa da açıklansın.
İlaçlama yapıldıysa kamuoyuna bildirilsin.
Sağlık taraması yapıldıysa sonuçları açıklansın.
İddialar gerçeği yansıtmıyorsa, bunun da somut bilgilerle ortaya konulması gerekir.
Çünkü cezaevinin duvarları dışarıdan yüksek olabilir.
Ama insan hakkının duvarı yoktur.
Bir insan suç işlemiş ve cezasını çekiyor olabilir. Bu, onun hastalanmasını, enfeksiyon kapmasını veya sağlıksız koşullarda yaşamasını meşru hale getirmez.
Adalet yalnızca mahkeme salonunda verilen karardan ibaret değildir.
Adalet, cezanın infaz edildiği yerde de kendisini göstermelidir.
Bugün sorulması gereken soru çok basit:
Cezaevlerinde insanlar cezalarını mı çekiyor, yoksa ihmallerin bedelini de mi ödüyor?
Bu sorunun cevabını hükümlü yakınları değil, devletin yapacağı şeffaf denetim vermelidir.
Ve unutulmamalıdır:
Bir insanın özgürlüğünü kısıtlayabilirsiniz.
Ama insanlığını elinden alamazsınız.


