Üç gündür Erzurum’da doğalgaz yok. Üç gündür evler soğuk, battaniyeler sarılmış çocuklar, yaşlılar ve hastalar üşüyor. Ve yine her zamanki gibi… yetkililer susuyor, Palen uyuyor!

Doğalgaz şirketi suskun.
Belediye suskun.
Valilik suskun.
Milletvekilleri zaten Ankara sıcağında.
Sivil toplum örgütleri kış uykusunda.

Söyleyin bakalım, deprem olsa ne olacak?

Ya da daha basit bir soru:

Basit bir krizle başa çıkamıyorsanız, o koltukları niye işgal ediyorsunuz?

Millet donuyor, şehir cehennem gibi soğuk, ama sanki kimse umurunda değil. Bu kadar basit bir hizmeti aksatıyorsanız, bırakın gitsin!

Erzurum halkı artık boş lafları dinlemeye sabırlı değil. “Yakında düzelecek” diyorlar, “çözüm için çalışıyoruz” diyorlar… Ama günler geçiyor, üç gün oldu, halk hâlâ üşüyor, hâlâ çaresiz. Bir şehirde yönetim böyle mi olur?

İnsanların temel ihtiyaçları karşılanamıyor, şehir sahipsiz kalmış.

Ve bir kez daha anladım ki: BU ŞEHİR GERÇEKTEN SAHİPSİZ!

Sahipsizlik böyle bir şey işte: Millet donuyor, yetkililer susuyor, Palen uyuyor. Kimse çıkıp sorumluluk almıyor. Kimse hesap vermiyor. İnsanlar battaniyelerine sarılmış beklerken, yöneticiler koltuklarında keyif çatıyor.

Erzurum halkı artık sadece vaat duymak istemiyor. Somut adım, net bir takvim, hesap verebilirlik istiyor. Yoksa bu şehirde hayat, soğuk ve ihmalle geçmeye devam edecek. Ve ben bir kez daha soruyorum: Bu şehrin sahibi yok mu?