Meslek Örgütlerinden Kızıl Geyik Avı İhalesine Ortak Tepki

Bursa'da çok sayıda meslek odası ve çevre örgütü, kızıl geyiklerin ava açılmasına yönelik ihale sürecine tepki göstermek amacıyla Doğa Koruma ve Milli Parklar Müdürlüğü önünde ortak basın açıklaması düzenledi.

GÜNCEL - 03-07-2026 00:06

Meslek ve Çevre Örgütlerinden Kızıl Geyik Avı İhalesine Tepki: "Doğa İhale Edilemez"

Bursa'da çok sayıda meslek odası ve çevre örgütü, kızıl geyiklerin ava açılmasına yönelik ihale sürecine tepki göstermek amacıyla Doğa Koruma ve Milli Parklar Müdürlüğü önünde ortak basın açıklaması düzenledi. "Sadece Kızıl Geyiği Değil, Bursa'nın Yaşam Hakkını Savunuyoruz" başlığıyla gerçekleştirilen açıklamada, doğanın ekonomik bir meta olarak görülmesine karşı çıkılarak, yaşam hakkının korunması çağrısında bulunuldu.

Basın açıklamasına Bursa Tabip Odası, Bursa Barosu, Doğader, Bursa Veteriner Hekimler Odası, Nilüfer Kent Konseyi ile TMMOB'a bağlı Elektrik, Jeofizik, Kimya, Maden, Makina, Meteoroloji, Mimarlar, Peyzaj Mimarları, Şehir Plancıları ve Ziraat Mühendisleri Odalarının Bursa şubeleri katıldı.

Ortak açıklamayı Bursa Veteriner Hekimler Odası Başkanı Melike Baysal okudu.

"Mesele Sadece Bir Kızıl Geyik Değil"

Açıklamada, kızıl geyiklerin av turizmi kapsamında ihale edilmesine yönelik uygulamanın yalnızca bir yaban hayvanını değil, tüm ekosistemi ilgilendiren bir konu olduğu vurgulandı.

"Bugün burada yalnızca bir av ihalesine itiraz etmek için değil; Bursa'nın ormanlarını, suyunu, toprağını, yaban hayatını ve ortak geleceğimizi savunmak için bir aradayız. Çünkü mesele yalnızca bir kızıl geyik değil, yaşamın bütünüdür." denilen açıklamada, doğanın alınıp satılan bir meta değil, yaşamın temel kaynağı olduğu ifade edildi.

Bursa'nın Çevre Sorunlarına Dikkat Çekildi

Basın açıklamasında Bursa'nın yıllardır artan çevresel baskılarla karşı karşıya olduğu belirtilerek, organize sanayi bölgelerinin genişlemesiyle tarım alanlarının daraldığı, orman ekosistemlerinin parçalandığı ve yaban hayvanlarının yaşam alanlarının giderek yok olduğu kaydedildi.

Açıklamada ayrıca maden faaliyetleri, taş ocakları, kontrolsüz yapılaşma ve iklim krizinin etkileri nedeniyle su kaynaklarının hızla azaldığına dikkat çekildi.

Nilüfer Çayı'ndaki kirlilik, Marmara Denizi'ndeki müsilaj sorunu, Bursa Ovası üzerindeki yapılaşma baskısı, Uludağ'ın geleceğine ilişkin tartışmalar ve İznik Gölü'nde yaşanan su kaybı da Bursa'nın karşı karşıya bulunduğu temel çevre sorunları arasında gösterildi.

"Tek Sağlık Yaklaşımı Göz Ardı Edilemez"

Açıklamada, insan sağlığı, hayvan sağlığı ve çevre sağlığının birbirinden ayrı düşünülemeyeceği vurgulanarak dünyada kabul gören "Tek Sağlık (One Health)" yaklaşımına dikkat çekildi.

Ekolojik dengenin korunmasının toplum sağlığı açısından hayati önem taşıdığı belirtilen açıklamada, kızıl geyiklerin orman ekosisteminin devamlılığında önemli bir rol üstlendiği ifade edildi.

"Kızıl geyiğin yaşam hakkını savunmak, aslında ekolojik dengeyi savunmaktır." ifadelerine yer verildi.

Bursa'nın Umut Veren Doğa Mirası Hatırlatıldı

Ortak açıklamada Bursa'nın yalnızca çevre sorunlarıyla değil, doğayla uyumlu yaşamın örnekleriyle de anılması gerektiği belirtildi.

Uluabat Gölü'nün uluslararası öneme sahip bir sulak alan olduğuna dikkat çekilirken, Eskikaraağaç'ta Adem Yılmaz ile Yaren Leylek arasında yıllardır süren dostluğun insan ile doğa arasındaki uyumun en güzel örneklerinden biri olduğu ifade edildi.

Yaren Leylek'in, doğayla çatışmadan da üretmenin ve kalkınmanın mümkün olduğunu gösterdiği belirtilerek, Bursa'nın geleceği için bilimsel ve sürdürülebilir çevre politikalarının hayata geçirilmesi gerektiği vurgulandı.

"Gerçek Zenginlik Koruyabildiğimiz Doğal Mirasımızdır"

Açıklamada, kalkınma ile doğa korumanın birbirine alternatif değil, birbirini tamamlayan kavramlar olduğu belirtilerek, gelecek nesillere temiz su kaynakları, sağlıklı ormanlar, yaşayan göller ve zengin yaban hayatı bırakmanın ortak sorumluluk olduğu ifade edildi.

"Gerçek zenginlik, tükettiğimiz doğal varlıklar değil; koruyabildiğimiz doğal mirastır." denilen açıklamada, doğayı korumanın romantik bir tercih değil; ekonomik, ekolojik ve toplumsal bir zorunluluk olduğu kaydedildi.

"Doğa Çocuklarımızın Emanetidir"

Basın açıklamasının sonunda, yaşamın tüm unsurlarının korunmasının ortak sorumluluk olduğu vurgulanarak şu ifadelere yer verildi:

"Biz yaşamın tarafındayız. Kızıl geyiğin de, Yaren Leylek'in de, Uludağ'ın da, Uluabat Gölü'nün de, Nilüfer Çayı'nın da, Bursa Ovası'nın da... Çünkü biliyoruz ki Bursa'nın geleceği ancak doğası kadar güçlü olacaktır. Bir kızıl geyiğin ihalesiyle başlayan sessizlik, yarın ormanların, derelerin ve çocuklarımızın geleceğinin sessizliğine dönüşmesin diye bugün buradayız. Doğa bize atalarımızdan miras değil, çocuklarımızdan emanettir. Bursa'yı bu emanet bilinciyle korumak zorundayız."

Günün Diğer Haberleri